sakız adası hakkında

Sakız Adası Hakkında

Chios Adası bir diğer adıyla Sakız Adası

Sakız Adası Hakkında

Sakız Adası hakkında yazılacak çok şey var , ama önce şuradan başlayalım. Adanın orjinal ismi Chios’dur. Fakat Osmanlı burada bulunan sakız ağaçlarından dolayı bu adayı Sakız Adası olarak isimlendirmiştir. Kuzey Ege Adaları içerisinde bulunan Sakız Adası Yunanistan’ın Midilli’den sonraki 5. en büyük adasıdır .842 km ve 213 km’lik bir sahil şeridine sahiptir.Nüfusu ise 55.000 kişi kadardır.Bulunduğu konup itibariyle Türyiye’nin Çeşme’nin tam karşısında bulunan bu adanın Çeşme’ye uzaklığı 8 deniz mili ve hatta en yakın uçlardan ise sadece 4 deniz miline kadar düşmektedir.

Adanın semboli olmuş olan yel değirmenleri eski parlak günlerden günümüze kadar ada da yaşamına şahitlik etmişlerdir.Çok eskiye dayanan tarihi ile ortaçağlarda ve Osmanlı hükümdarlığında en önemli ticaret merkezi olup büyük uyğarlıklarında geçiş noktası olmuştur Helenic ruhunu en iyi şekilde yansıtan sakız adası , entellektüellerin merkezi olmuş ve Homeros , Adamantios Korais, Yannis Psycharis,Alexandros Mavrokordatos, Neophytos Vamvas gibi değerli öğretmen ve yazarlarında doğum yeridir

Eski imparatorlar adaya hep gıpta etmişler,Cenevizliler adaya aşık olmuş, Avrupalılar ve hatta Türkler başlangıçtan beri adanın büyüsüne kapılmışlardır.Yabancı gezginler adadan hep övgü ile bahsetmişlerdir.Adayı bilen herkes adanın kirlenmemiş saf doğasından,ılımlı ikliminden,tertemiz denizinden,adanın kendine has renginden etkilenmişlerdir.

Adanın yerli haklı bozulmamış ve eski karakteristik özelliklerini taşımaktadır.Adanın güzelliği yaşayan halkıda olumlu etkilemiştir.Misafir perver bir halka sahip olan sakızlılar,aynı zamanda da çok mucadeleci bir yapıya sahiptirler.Geleneklerine sahip çıkmışlar ve hala eski geleneklerini yaşatmaktadırlar.

Sanat ve Edebiyat

17. yüzyılda ve 18. yüzyılda Sakız’ın Yunan kültürüne katkısı son derece önemliydi.Bu yüzyıldaki yaşam standartları önemli ve zengin bir kültürün büyümesine hız katmıştır. Korais, Mavrokordatos ve Neophytos Vamvas gibi sanatçılar ve tüccarlar güçlü bir burjuva sınıfının temsilcileri idiler. Hümanistik aydınlanma ve Osmanlı hükümdarlığı sırasındaki ekonomik büyüme eşliğinde 1821 yılındaki Yunan bağımsızlık savaşından önce 1972 yılında Sakız okulu inşa edilmiş ve 1822 yılına kadar okul hizmet vermiştir.Buradaki dünyaca ünlü seçkin eğitmenlerin yerel kültürede katkısı olmuştur.Bunlar arasında en ünlüsü okul müdürlüğüde yapmış Neophtos Vamas’tır (1770 -1856 ) Edebiyat bilgisini Sakız adasından almıştır. Hocası Proios ve Athanasios Parios’tur. Daha sonra  Fransaya gidip çağın diğer ünlü meslektaşlarından biri olan Adamantios Korais’in eserlerini teftiş etmiştir.1815’te adaya dönüp okulun müdürlüğünü yapmıştır.Görevi esnasında  Yunanca – Latince ve Türkçe öğretilmekteydi.Bunun yanında matematik-resim- ve müzik dersleride verilmekteydi.Halk kütüphanesi ile birlikde öğrencilerin yazılı metinleri bu okulda basılmaktaydı.Sakızlı öğrenciler aldıkalrı burslar ile yurtdışında okuyor ve sonra adaya dönerek burada eğitmen olarak görevlerini sürdürüyorlardır.

Edebiyat iile ilgili önemli diğer bir yazar Adamandios Korais’tir ( 1748 – 1843 ) .Bu kişide Yunanistan’da doğdu ve doğduğu yere Sakız’a çok şey kattı.B kişi modern Yunanistan’ın ve Yunan aydınlanmasının en önemli temsilcisi ve bilgini olarak kabul edilir.Yunan halkının Türklere karşı baş kaldırılarında ve esaratin sona erdirilmesinde Helenizm’in entelektüel geleneklerinin teminatı olarak çok önemli bir rol oynamıştır.Korais Sakızlı zengin bir ailenin çocuğu olarak vatan sever olarak yetişmiştir.Gençliğinde avrupa yaşamış ve yabancı filozof ve yazarları etüd etmiştir.

Ortodoksluğun sadık bir savunucusu ve liberal görüşüne karşın kilise tarafından şekilci bir aydın ve radikal dinci gibi değerlendirilip kınanmıştır.Fransada uzun yıllar yaşadıkdan sonra kendisini Yunan halkının bağımsılığı mucadelesine adamıştır.”Kardeşce talimatları” adındaki eserleri ile halkı ayaklanmaya davet etmiş ”Savaşcı Şarkısı” adlı eserinde Fransız ulusuna Yunanlıların yardımına gelmeleri için ikaz etmiştir.Daha sonraki yıllarında Korais eğitimine odaklanmıştır.Vatandaşlarına yaptığı duyurularda halkının gerçek özgürlüğe okumayı yazmayı öğrendiğinde ve Yunanistan’ın eski çağlara ait kültürel hazinelerini sindirdiklerinde kavuşacağını ilan ediyordu.

Yunan yazarların Avrupalı alimlerce tanınmasını sağlamıştı.1805 yılında Korais bir çok eski yazarında eserlerinin içinde barındığı ”Yunan Kütüphanesi” adlı ünlü eserinin yazımına başlamıştır.Bu eser ile dünya çapında bir üne sahip oldu

Sakızdaki diğer ünlü alimler Mavrokordatos ailesiden çıkmıştır. Alexandros Mavrokordatos ve oğlu Nicolaos Osmanlı hükümdarlığı sırasında yazdıkları eserlerle Yunan ruhunu ve milliyetçiliğini canlı tutmaya çalışmışlardır.

Sakız Adası’nda ailenin kendi eserlerinin ve şahsi mektup ve notlarının bulunduğu Korais kütüphanesi gezilecek yerler arasındadır.Kütüphanede 135.000 eser mevcuttur

Sakız Adası Mimarisi

Sakız Adası’nın zengin bir kültürünün olması kendine özgü seçkin bir mimarisininde olması anlamına gelmektedir.14. yüzyılın başlangıcından başlayıp beşyüzyıl süren süreçde ada kendine komşu olan adalardan ve küçük asyadan farklı bir mimariyi benimsemiştir.Bu mimari eserlerin büyük bir çoğunluğu ne yazıkki 19. yüzyılda Sakızı yerle bir eden depremde zarar görmüştür.Yinede ayakda kalanları adanın mimarisi hakkında ip uçları vermektedir.

Adanın kuzey ve güney kısımları arasında bile çok büyük mimari farklılıklar vardır.Ada üç ayrı mimari yapıda izlenebilir. Chora ( merkez ) – Kambos – Mastikaxoria ve kuzeyde Voriaxoria bölgeleri.Tüm bu bölgeler yöresel konum ve ekonomik durumlarına bağlı olarak morfolojik, tipolojik ve yapısal değişiklikler gösterir.Sakızın merkezi ve Kambos’un büyük bir bölümündeki mimari batı etkisinde kalan ticari burjuvaziyi içine alan bir prestijin yansıması şeklindedir

Adadaki evler sırasıra ve alanın darlığı yüzünden birbirlerine bağlanmıştır.Bu sebeple merkezdeki evlerin sadece bir girişi olup avluları olmadığından bu devirde pek alışılmış olmadık şekilde üç katlı olarak inşa edilmişlerdir.Odaların birinden diğerine girişler kapı aracılığı ile olmakta ve zemin katta ise üst odalara merdivenlerle çıkılmaktaydı.Birinci kat genellike dükkan veya depolama alanı kullanılabiliyordu.Mutfaklar veya hizmetkarların odaları birinci katta olmasına karşın ikinci bir eşikden geçilerek servis yapılıyordu.

Ortak olan tüm kullanım alanlarına rağmen merkezdeki büyük eveleri hiç bir tipe uymuyordu.İlave edilen misafir odaları ve oturma planları yapılan ilaver bu evleri diğerlerinden farklı kılıyordu.

Kambos evleri ise genellikle şehir merkezindeki zengin tüccarları tarafından kullanılıyordu.Bu evler fonksyonel olmaktan çok mimari ihtişamı yansıtmak için inşa edilmişlerdi.Taştan yapılmış avlular ve giriş sütunlarının arkasında yanlara açılan iki,üç katlı evlere geniş merdivenler ile çıkılmaktadır.Bu evlerin avlularında kuyu ve sarnıçlar bulunmaktadır. Kambos evlerinde tsardi denilen,yazın üzerinde oturulan merdivenler,kemer altı yolları ve meyve mahçeleri karakteristik özellikleridir.Bu özellikler şehir merkezindeki evlerde yoktur.Daha sonraki yıllarda dekorasyon açısında eğilimlerde Osmanlı etkisi görülmektedir.Yaşadığımız yüzyılda ise şehir merkezinde ve Kambos’da evlerin saflığı bozulmuş ve yeni ilavelerle mimari karışık bir hal almış.

Sakız Adası Kalesi

Kale kasabası ( Kastro ) hem geçmişte hemde günümüzde önemli bir role sahip olmuştur.Politika ve askeri idarenin merkezi olmuştur.10. yüzyılda Bizanslılar tarafından şehrin güçlendirilmesi için yapılmış 400 m2’lik bir alana sahiptir.Günümüze uzanan duvarlar Türkler ve Venedikliler tarafından takviye niteliğinde bir çok değişikliğe uğramıştır.Giustiniani’ler kaleyi operasyonları ile ilgili üst olarak kullanmışlardır.Bunun dışında Yunan asilleri ve Katolik psikopos’ta u kalede yaşamıştır. O zamanın gezginlerinin bahsettiği kuller ve görkemli binalar maalesef günümüze ulaşmamıştır.Analatıldığıa göre İtalya’nın önde gelen önemli şehir mimarları Sakız kalesinin içindeki binaların dekarasyonu için  adaya davet edilmişlerdir.Şuan ki kale bir zamanlar  Türk ve Yahudilerin yaşadığı Osmanlı yerleşimi dar sokakları olan küçük evlerin bulunduğu bir yerdir .Üçyüzyıll boyunca sokak planları değişmemiş  fakat depremden sonra değişiklik olmuş ve yıkılan evler onarılmıştır.

Yüzyılın başındaki llimandaki değişiklikler kalenin görünümünüde değiştirmiştir.Kalenin güney bölümü yıkılmış ve kale hendeği toprak ile doldurulmuştur.Kalenin ana girişi ( Porte Maggiore) Vunaki meydanın güney kısmında şehir merkezinin arkasındadır.Kalenin içinde Giustinian konağı gotik tarzda gözenkli kum taşından yapılmış kubbeleri ile idari bina olarak göre çarpar.Giustiniani müzesi evleri Bizans kiliselerini,erken hristiyanlık dönemine ait mozaikleri,Bizans sonrası duvar resimleri ve tahta oyma heykelleri bünyesinde barındırı.

Aynı alanda kare biçiminde sivri uçlu dört kemerli ile çevrilmiş dairesel bir mahzen bulunur.Duvarlarla inşa edilmiş bu mahzen 1822’ye kadar kullanılmış daha sonra karanlık bir zindana dönüştürülmüştür.Sakızın ileri gelen başpiskoposu Platon 23 Nisan 1822’de idam edilmeden önce  kırk gün bu zindanda tutulmuştur.Buradan ilerledikden sonra  Türklerin mermer mezar taşlarının bulunduğu kabristan bulunur.Burada Kaputan Paşa ve Sakız isyanını bastırmaya gönderilen ve 7  haziran’da Kanaris tarafından donanması yakılan Kara Ali’nin de mezarları mevcuttur.

Ana caddede solda hristiyan klisesi üzerine inşa edilmiş Bayraklı Camii bulunur .Aynı cadde üzerinde devam edildiğinde  St George kilisesi karşımıza çıkar.993 yılında yapılmış bu kilise 1566’da Türk Camisine dönüştürülmüştür.Bu caddenin sonunda 1700’lerde inşa edilmiş  Türk hamamı bulunur.

Sakız Adası ve Osmanlı

Osmanlı Sakız Adası’da takribi 350 yıl hüküm sürmüştür.1566’da ada Piyale Paşa tarafından savaşmadan ele geçirilmiş ve Ceneviz hükümeti sonlandırılmıştır.Adanın ekonomisi ve yaşamı değişmemiştir.Ada da yaşayan bir kaç Türk’ün dışında yerli halk sahip olduğu ayrıcalıklarının büyük bir bölümü değişmeden devam ettirilmiştir.Yerel haklın toprak bütünlüğü ve servetine dokunulmamıştır.Sulatanların haremine gönderilen mastik sebebi ile Türk hükümdarlığı esnasında adanın ekonomisi gelişmeye devam etmiştir

Florentina’nın Sain Stephen şövalyeleri ve Venediklilerin ( 1694 -1695 ) adayı almak için yaptıkları girişimleri sonuçsuz kalmıştır.Bu esanada adada yaşayan katolik halk adayı terk etmiştir.Ada 18. yüzyılda büyük bir ekonomik ve kültürel büyüme yakalamıştır.Ticaret,mastika, ve hafif endüstri halka hayatın konforunu sunmaya devam etmiştir.Osmanlı yönetiminin bu gelişime katkıtısı olmuştur.Bu süreçde 1792 -1822 yılları arasında Sakız Okulu kurulmuştur.Mimarisinin en üst düzeyde olduğu zamanlarda bir çok kilise ve büyük binalar inşa edilmiştir.Adanın nüusu büyümüş ve 100.000 civarına ulaşmıştır.

1821 yılında Yunan Bağımsızlık Savaşı patlak verince Sakız Adası buna katılmamıştır.Fakat 11 Mart 1822 yılında Samos’dan gelen isyancılar Sakız Adası yerli halk ile birlikde Antonis Bournias önderliğinde Türkleri kalede kuşatmışlar fakat bir sonuç alamamışlardır.30 Mart’ta Türk donanması  Amiral Kaputan Paşa Kara Ali komutasında aday ulaşmış ve isyancılara karşı koymak için adaya çıkartma yapmışlardır.İsyancılar geri çekilmiş fakat yerel halk ise Türklerin insafına kalmışlardır.

Sakız Adası İsyanı , dünya litaratürlerine ”Sakız Adası Katliamı” olarak  geçmiştir.15 gün süren bu şavaş , isyanı bastırma sonucu adanın ileri gelenleri tutuklanmış ve cezalandırılmışlardır.Bu üzücü olayda 25.000 Sakız Adalının öldüğü , kalanların ise köle pazarlarında satıldığı söylenmektedir.Sakız Adası’nda yaşanan bu üzücü olay Avrupa ülkeleri tarafından üzüntüyle karşılanmış ve ünlü ressam Delacroix yapmış olduğu tablosuna  ”Sakız Katliamı” isimini vermiştir.

Bu üzücü olayın ardından Vahit Paşa kaçan ve saklanan ,ada halkına evlerine dönmeleri durumunda kimseye birşey olmayacağını garantisini verdi ve maddi destekde sağladı.Aynı yılın Haziran ayında  Kostandinos Kanaris donanması ile birlikte  limandaki Türk Amiral gemisine ateş açtı.Büyük patlamada Kara Ali Paşa öldü.Mezarı Sakız Adası’nda kale içerisinde olan Nasuhzade Kara Ali Paşa Akutun kurucu Nasuh Mahruki’ninde atasıdır.

1828’de Fransız Favreau adaya bağımsızlık kazandırmak için hareket geçti fakat bu teşebbüste başarısız oldu.1822’de ada halkı evlerine dönüp yaşantılarına devam etmeye başladılar.Asil ailelrin çocukları ise aday terk edip başka ülkelerine geri döndüler.1850 yaşanan kuvetli don yüzünden tüm narenciye dondu ve ada ekonomisi darbe yedi.1881’deki deprem ise  ayakta duran her şeyi yerle bir etti.Ada halkının büyük çoğunluğu hayatını kaybetti.Ada daha sonra yavaş yavaş eski ritmini yakaladı. 11. Kasım 1921’de özgürlüğüne kovuşan Sakız Adası Yunanistan’na bağlanarak onun bir parçası oldu.